Yunan mitolojisinde Afrodit, aşk ve güzellik tanrıçası olarak bilinmektedir. Roma mitolojisine Venus olarak geçen Afrodit’i, Homeros ve pek çok şair altın, cilveli, gönül alıcı gibi sıfatlarla nitelemişlerdir. Bu güzelliği ve sevgiyi simgeleyen tanrıçanın nasıl doğduğuyla ilgili iki farklı temel kaynak vardır.

Afrodit’in Doğumu

Hesiodos’un Tanrı ve Titanların doğuşunu anlattığı kitabında, Gaia ile Uranos’un birleşmesinden sonraki süreçte Uranos hem iğrendiği hem de iktidarını elinden almalarından korktuğu Kyklopları ve Hekatonkheirleri tek tek Tartarosa hapseder. Bunun üzerine Gaia Titanları babaları olan Uranos’u cezalandırmaları için kışkırtır ve çelikten bir tırpan yapar.  Babasını cezalandırmayı kabul eden Kronos, babası yattığı sırada saklandığı yerden çıkarak elindeki tırpanı Uranos’a doğru sallar ve babasının hayalarını keserek fırlatır. Kanayan organın denizdeki köpüklerle buluşmasından güzellik tanrıçası Afrodit(Venus) doğar.

The Mutiliation of Uranus – Giorgio Vasari(1511-1574) and Cristofano Gherardi(1508-1556)

Afrodit’in doğuşunu Hesiodos “Thegonia” (Tanrıların Doğuşu) adlı eserinde şu şekilde anlatmıştır:

Dalgalı denize atar atmaz onları.

Gittiler engine doğru uzun zaman,

Ak köpükler çıkıyordu tanrısal uzuvdan.

Bir kız türeyiverdi, bu ak köpükten,

Önce kutsal Kythera’ya uğradı bu kız.

Oradan da denizle çevrili Kıbrıs’a gitti,

Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,

Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu

Narin ayaklarının bastığı yerden.

Aphrodite dediler ona tanrılar ve İnsanlar,

Bir köpükten doğmuş olduğu için.

Homeros’a göre ise Afrodit (Venus), Okeanos kızı Dione ile Zeus’un birlikteliğinden meydana gelmiştir. İlyada’da yiğit Diomedes ile çarpışan Afrodit yaralanınca Dione kızını kollarına alır, sever, okşar ve bileğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. Dert yanan kızını da şu şekilde avutur Zeus;

Böyle dedi o, gülümsedi insanların,

tanrıların babası,

çağırdı yanına altın Aphrodite’yi, dedi ki:

“Cenk işleri sana vergi değil, yavrum,

sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini

çevik Ares’le Athena uğraşacak savaşla.

Afrodit’in Nitelikleri

Homeros’un altın Afrodit(Venus) olarak nitelendirdiği tanrıçayı diğer şairler işveli, cilveli, gönül alıcı gibi sıfatlarla nitelendirmişlerdir. Ayrıca Kıbrıslı Tanrıça ve Güzel Çelenkli Kythera’lı olarak da bilinir. Afrodit, Hesiodos’a göre doğduktan sonra ilk olarak Kythera’a adasına uğrar ve oradan Kıbrıs’a gider.

The Birth of Venus by Sandro Botticelli, circa 1485

Kimi kaynaklarda tanrıça dalgaların köpüğünden çırılçıplak çıktıktan sonra bir deniztarağı kabuğuna binerek Kythera’ya gitmiştir. Botticelli’nin Venüs’un Doğuşu “The Birth of Venus” adlı tablosunda Afrodit bir deniz kabuğu içinde çıplak olarak resmedilmiştir. Botticelli’nin bu eseri birçok kaynaktan ilham alarak yarattığı söylenmektedir. Bunlardan en önemlisi olarak bilineni Angelo Poliziano’nun Venüs’ün doğuşunu anlattığı şiiridir. Hesiodos Afrodit’in doğumundan sonraki yolculuğunu şu şekilde anlatır:

Bir kız türeyiverdi bu ak köpükten.

Önce kutsal Kythera’ya uğradı bu kız,

Oradan da denizle çevrili Kıbrıs’a gitti.

Orda karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,

Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu

Narin ayaklarının bastığı yerden.

Aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar

Güzel çelenkli Kythera’lı da dediler ona

O adanın kıyılarına uğradığı için,

Kıbrıslı da dersler orda sulardan çıktığı için,

Philomedeia da derler hayalardan türedi diye.

Hephaistos ve Afrodit

Nedeni ve nasıl olduğu belli olmasa da Afrodit, ateşin ve zanaatkarların tanrısı Hephaistos’la evlenir. Ancak güzel tanrıça, savaş tanrısı Ares ile Hephaistos’un yatağında gizlice sevişerek onu aldatır. Herşeyi gören Güneş tanrısı Helios ise bunu hemen Hephaistos’a bildirir. Bu acı haberi duyan topal tanrı demir ocağına gider ve kırılmaz ve çözülmez zincirden bir ağ örer. Bu ağı yatağına tuzak kurmak için kullanan Hephaistos, evinden Lemnos’a doğru yola çıkar. Pusuda Hephaistos’un gittiğini gören Ares ise hemen Afrodit’in yanına gider. Afrodit ve Ares sevişmek için yatağa uzandıklarında birden ağ üzerlerine kapanır. Uğraşsalar da ağın içinden kurtulamazlar.

Guillemot, Alexandre Charles (1786-1831) – Mars and Venus Surprised by Vulcan

Ares’in eve girdiğini gören Güneş tanrısı Helios ise Hephaistos’a hemen söyler gördüklerini. Lemnos’a varmadan geri döner topal tanrı. Yüreğinde acılarla girer odasına ve bu rezilliğe tanık olsunlar diye bütün tanrıları evine çağırır. Zeus’a verdiği değerli hediyeler kendisine verilmediği müddetçe karısını serbest bırakmayacağını ilan eder. Bu olaydan iğrenen Zeus ise bu işe karışmayacağını söyler. Tanrıçayı çıplak olarak gören ve ona aşık olan Poseidon ise Ares’e olan kıskançlığını gizleyerek, Hephaistos’a acımış gibi yaparak “istenen hediyeleri getirmesi için Ares’e serbest kalışına karşılık ben kefil oluyorum der”  ve ekler “Ancak bunu yapamazsa, Afrodit ile evlenerek borcumu ödemeye şimdiden hazırım” der.

Bu şekilde özgürlüğüne kavuşan Ares Trakya’ya, tanrıça ise yıkanıp tekrar bakireliğini kazanacağı Paphos’a gider. Afrodit’in savaş tanrısı Ares’le birleşmesinden Phobos(bozgun) ve Deimos (korku) ve Harmonia doğar. Çocuklarından ahenk ve uyum anlamına gelen Harmonia’nın yanında korku anlamına geken Deimos ve bozgun anlamına gelen Phobos’un olması Afrodit’in olumlu ve olumsuz yanları ile çelişkileri simgelediği düşünülmektedir.

Tanrıçanın Hephaistos’u savaş tanrısı Ares’le nasıl aldattığını Homeros Odysseia’sın da şu şekilde anlatmıştır:

Bunlar Hephaistos’un evinde bir gün nasıl gizlice sevişmişlerdir,

Ares bol armağanlar vermişti nasıl,

Ve nasıl kirletmişti yatağını Kral Hephaistos’un.

Güneş de o saat yetiştirmişti ona bunu,

………….

çok kötü şeyler kuruyordu kafasında,

koca bir örs yerleştirdi orada kütüğe,

bir ağ ördü kırılmaz ve çözülmez zincirden,

                                                        ………..

girdi yanına Ares, aldı elini, konuştu, diller döktü:

-Yatalım sevgilim gel, sevişelim doyasıya,

Hephaistos burada yok, yola çıktı,

Lemnos’a gidiyor, kaba konuşan Sintililere-

Böyle dedi, yatmayı Tanrıça’nın da içi çekti,

Ama uzanır uzanmaz yatağa, sardı onları

çok akıllı Hephaistos’un ustaca yaptığı demir ağ.

                                                …………………..

Derken çok ünlü topal geldi yanlarına,

Lemnos toprağına varmadan geri dönmüştü,

Güneş haber vermişti olanı biteni ona,

o da döndü evine o saat, yüreğinde acılarla.

Durdu kapının önünde, öfkeden kudurmuş gibi,

Bağırdı avaz avaz, bütün tanrılar duydu onu.

Afrodit’in Göğüslüğü

Homeros, Afrodit’in sahip olduğu niteliklerin sırrını tanrıçanın sahip olduğu büyülü göğüslükte olduğunu düşünmektedir. Günün birinde Hera bu göğüslüğü Zeus’un aklını çelmek için Afrodit’ten şu şekilde istemiştir:

“……..

Sende şu sevgi, şu alım var ya,

yani şu ölümsüzleri, ölümlüleri alt ettiğin,

işte onları bana ver bugünlük.”

Bunun üzerine tanrıça nakışlı göğüslüğünü çözerek Hera’ya verir. Alacalı bulacalı bir kurdele olarak nitelendirilen bu göğüslüğün alımlı ne varsa içindeydi, sevgi, istek, cilveleşme, şakalaşma ve en akıllı insanı ayartan aşk onun içindeydi Homeros’a göre.

Afrodit ve Troya Savaşı

The Judgement of Paris – Peter Paul Rubens (1639) Museu dei Prado, Madrid

Eski Yunan anlatılarında Olympos’un 3 tanrıçası (Hera, Athena ve Afrodit) arasında düzenlenen ve kazanın da altın bir elmayla ödüllendirileceği güzellik yarışmasından bahsedilir. Efsaneye göre Zeus güzellik yarışmasına hakemlik yapması için Troya’lı Paris’i seçer. Üç güzel tanrıça, genç adama reddedilmesi imkansız şeyler vaat eder ancak Paris Afrodit’in vaad ettiği güzeller güzeli Helena’nın aşkını seçer. Bunun sonucu olarak da Helena’nın aşkıyla yanıp tutuşan Paris Sparta’ya giderek Helena’ yı kaçırır. Böylece Homeros’un İlyadası’nda anlattığı büyük Truva Savaşı’ı başlamış olur.

Homeros’a göre; tanrılar ikiye ayrılırlar savaşın başında. Hera, Athena, Poseidon, Hermes ve Hefaistos Akha ordusunu korurken; Afrodit, Ares, Apollon, Artemis ve Leto Troyalıların yanında yer alır.

Afrodit’in Öfkesi

Bu güzel tanrıçanın öfkesi ise korkunç olarak nitelendirilir. Tanrıça ona tapmaktan vazgeçen; Şafak tanrıçası Eos, Theseus’un eşi Phaedra ve Minos’un eşi Pasiphae’ya belalı aşklar vermiştir. Kendisine yeterince tapmayan Lemnos kadınlarına ise kocalarının bile dayanamadığı bir koku verir.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Homeros-Odysseia (Can Yayınları)
  • Homeros-İlyada (Can Yayınları)
  • Haluk Erdemol – Venus’un Doğuşu
  • Azra Erhat – Hesiodos Eseri ve Kaynakları
  • Azra Erhat – Mitoloji Sözlüğü
  • Yrd. Doç. İsmail Tetikçi – Gelenekten Günümüze Aktarımlar “Venüs”
  • Robert Graves – Yunan Mitleri
[Toplam:5    Ortalama:3.8/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz