Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Tokat, Gugios İnciciyan, W.F. Ainsworth, Henry John Van Lennep gibi birçok seyyahın uğrak yeri ve araştırmalarına konu olmuştur.

Seyyahlar gezip gördükleri yerler hakkında edindikleri bilgiler doğrultusunda şehirlerin veya bölgelerin kültürel, ekonomik, siyasal yapısı hakkında bilgiler sunarlar. Seyyahlığın ülkelerin ve medeniyetlerin gizli kalmış yönlerinin ortaya çıkarılmasında tuttukları notlar çok önemlidir. Özellikle Osmanlı’nın egemenlik kurduğu kıtalarda birçok yerli ve yabancı seyyahın araştırmaları ve notları tarihimizin dönüm noktalarının tespiti için belirleyici özelliğe sahiptir.

1815 yılında İzmir’de doğan Misyonerlik faaliyetlerini yaygınlaştırmak için Anadolu’yu gezerek edindiği bilgileri kitaplaştıran  Henry John Van Lennep hayran kaldığı ve uzun zaman kaldığı Orta Karadeniz’in önemli ticaret yollarının kavşağında kalan ve Selçuklulardan Osmanlı’ya birçok medeniyete ev sahipliği yapan şehir Tokat’a dair izlenimlerini kaleme alarak günümüzü aydınlatmaktadır.

Tokat sahip olduğu konum itibariyle birçok medeniyete ev sahipliği yaparak ekonomik ve sosyal yapısıyla her dönemde seyyahların ve araştırmacıların uğrak noktası olmayı başarmış Anadolu coğrafyasının ender şehirlerinden biridir. Misyonerlik faaliyetlerinin yaygınlaştırmak için Anadolu’da ki Ermenileri araştıran ünlü gezgin Henry John Van Lennep’in 19. Yy. ikinci yarısında 1854-1856 yıllarından Tokat’a dair izlenimlerini kaleme almıştır.

Henry John Van Lennep Notlarında Tokat

Şehrin Fiziki Yapısı:

Tokat için, ‘’Asya’nın ortasından gelen ticaret yolları üzerinde önemli bir şehir’’ diye bahseden seyyah, Karadeniz Bölgesinde yer alan Tokat, düz olmayan arazi yapısı içinde Yeşilırmak, Kelkit, Çekerek suyu birçok medeniyetin yerleşmesine sebebiyet vermiştir.’ der. Lennep,  Tokat pek düzenli olmayan mimari yapısı, şehrin etrafının yüksek dağlarla çevrili olduğunu ama tarıma elverişli toprağı, üzüm bağları, meyve bahçeleriyle insanı rahatlatan temiz bir havasının varlığından bahseder.

Şehir, Yeşilırmak’ın temiz suyu, eski dönemlerden kalma yazılı taşlar ve köprülerle zenginliğini korumaktadır. Nehrin etrafına kiremitten yapılan bağ ve bahçeler, bereketli topraklar üzerinde bulunmaktadır. Seyyah, Tokat’ın az sayıda binanın taştan yapıldığını bunların ise cami, han, hamam ve kiliseler olduğunu yazmaktadır. Mimaride Tokat ve çevresinde çıkarılan beyaz mermerin kullanıldığı ve yapıların daha eski dönemlerin izlerini taşıdığını ifade etmektedir. Şehrin kuzey-batı tarafında bulunan kalenin, Pontus Krallığı döneminde kesme taşlar kullanılarak yapıldığını, kalenin etrafında Pontus döneminden kalma mezarların varlığından söz eder. Kale zamanla Selçuklu ve Osmanlı egemenliğine girdiği için hasar gören yerler onarılarak kullanılmaya devam edilmiştir. Bedesten ve hanlar ise kaleye yakın yerlerde kurulmuştur. Daha çok ticari yönü öne çıkan şehirde savunma amaçlı ağır top ve silahın bulunmadığını anlatan seyyah, mali anlamda halkın geliri ancak kendine yetecek düzeyde olduğunu belirtir.

Şehrin Ekonomik ve Sosyo – Kültürel Yapısı:

Halkın temizlik konusunda  çok titiz olduğunu belirten seyyah, dar sokakların belirli aralıklarla elbirliğiyle temizlendiğini,  sokakların özellikle yaz aylarında serinletici bir havaya sahip olduğuna dikkat çeker. Tokat önemli yolların güzergahında bulunması, Batıda İstanbul, kuzeyde Samsun ve doğuda Sivas üzerinden Bağdat’a uzanan Kışlık Yolu’nun oluşmasını sağlamıştır.

Şehrin önemli gelir kaynağını bakır ve eşya üretimidir.

Bir başka seyyah İnciciyan, Tokat’a geldiğinde bakır işlemeciliği için şunları söyler;

‘’Endüstri bakımından Tokat’ı bakırcı veya kazancılar kenti saymak yerinde olur, çünkü orada yapılan imalat bütün Osmanlı ülkesinde şöhret kazanmıştır. Tokat’ın bakır kapları, kazanları, Erzurum’a Amasya’ya, Samsun’a ve diğer vilayetlere gönderilir.’’

Tarım yaşamına bağlı olarak halk yılın belirli dönemlerinde bağ evlerine giderek dinlenme imkanı bulur. Bahar aylarında asma bahçelerine giden halk, mayıs ayında kiraz hasadına başlar. Bağ evleri kış aylarında kullanılmamaktadır. Evlerin ahşap olması ve pencere ve kapıların pek korunaklı olmamasından dolayı halk buralara gelme işini toplu olarak yapmaktadır. Geldiklerinde getirilen eşyalar kış ayı geldiğinde tekrar şehir merkezine götürülür.

Lennep’in anlattığına göre; halk kışlık kuru meyve ve sebze ihtiyacını masrafsız bir şekilde kendi imkanlarıyla üretmektedir. Tokat halkının pek kırmızı et tüketmediğini anlatan Lennep’ inek ve öküz alma imkanı olan aileler aldıkları bu hayvanları genelde ağustos aylarında keserler ve bu eti güneşte kuruturak  pastırma ve diğer yemeklerle  tüketilmekte olduğunu anlatırken halkın yaz aylarının bahçelerde birkaç komşu bir araya gelerek türküler ve saz eşliğinde vakit geçirdiklerini de belirtmektedir. Seyyah evlerin ısınması ve yemek yapımında ocak ve sobadan yararlanıldığını, ekmeklerin yine halk tarafından veya şehirde ki fırınlardan somun (ekmek) imal edildiğini tasvir eder. Evlerde oturmak için geleneksel yöntemlerle yapılan minder, döşek, ahşap sandalyelerin varlığı günümüzde de geleneksel ev mimarisinin baş tacı olarak bulunmaktadır.

Tokat’a dair seyyahın anlattıkları içinde Tokat hükümet binası altında bulunan hapishane için söyledikleri de ayrıca dikkat çekmektedir.

‘’Bu topraklarda güç ve acı yan yan yanadır. Yaşam ve kötülük üst katlarda karşılaştığımız bir şeydir. Aşağılarda ise acı çeken ve sadece birbirlerinin sesini duyan masum insanlar vardır. İçeriye girmek için zaptiyeyi geçtikten sonra gıcırdayan tahta merdivenlerden geçerek içeri girilir. Oldukça rutubetli olan hapishane zemin ıslak ve pislik içindeydi. Burada küçük suçlardan yatan 20 kişi vardı. Daha ağır ceza alanlar ise Sivas’a naklediliyordu.’’

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Tokat, sosyal hayatından iktisadi yaşamına birçok konuda farklı kimlikte araştırmacılar için araştırma alanı olmayı başarmış bir şehir olarak kaynaklarda yerini korumaktadır.

Konu Sahibi: İbrahim Beyazıt

[Toplam:8    Ortalama:4.1/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz