Tarihi ve arkeolojik araştırmalar gösterir ki insanoğlu henüz yazıyı bilmezken kendini anlatma yollarından en evrensel olanını yani sanatı çoktan bulmuştur. Sanatçılar da daha en başından beri hayat deneyimlerini, geç ve zor kavranan şeyleri sanat sayesinde kolayca canlandırmış ve duyurmuşlardır.

Sanat kelimesi Arapça bir kelime olup, sana’a kökünden gelen “yapmak, üretmek” anlamında bir mastardır. “Sanat” kelimesini duyduğumuzda bizde zengin fakat bir o kadar da karmaşık çağrışımlar yapmaktadır ve genellikle zihnimizde; güzel sanatlar, süslemecilik, resim, hattatlık, müzik, dans, mimarlık, heykelcilik, nakkaşlık, dekor, atölye, üslup, eser ve daha birçok kavramı canlandırmaktadır. Bugün Türkçe’de iyi yapılan her iş için “sanat” kelimesinden yararlanıp; askerlik sanatı, güzel konuşma sanatı gibi kalıpları kullanırız. O halde, yapılan bir iş veya hareketin, güzel, gelişmiş ve etkileyici bir biçimde görünmesi, onu bir sanat olarak tanımlamamıza sebep olmaktadır. Bu, şu demektir; insan yaptığı işi yüceltebildikçe, ona bir parıltı katabildikçe sanat olgusuna biraz yaklaşabilmiş sayılır. Yani sanatın ayırıcı özelliklerinden biri onun günlük, basit ve sıradan şeylerin üstünde olmasıdır.

Sanat Olması İçin Hangi Koşullar Gereklidir?

  1. Sanat, insan işidir, sanat eserini insan yaratır. Ne doğada ne de hayvanların yaptıkları işlerde (güzellik olsa bile) sanat olamaz. Zeka düzeyi ne olursa olsun hayvanlar sanat yapamazlar.
  2. Sanat eseri kalıcılık özelliği taşır. Rastlantılar ve günlük kullanıma dönük nesnelerde çoğu zaman bu özellik yoktur.
  3. Sanat kesinlikle bir biçim yaratır, kendini biçim (form) ile ifade eder. Biçim yoksa orada sanat da yoktur. Sanat ağırlıklı biçimlere dönüştürülebilen duygu ve düşünceler, karşımıza bazen bir tablo, bazen bir sonat, bazen de bir sinema olayı olarak çıkar .
  4. Sanat bir oyun, oyalanma aracı veya bir lüks değildir. Gerçi sanatın doğuşunda, kaynağında ve kökeninde oyun’un bir yeri olduğu ileri sürülür. Ancak sanat önünde sonunda denge ve tutarlılık içinde bir evrensel bildiri taşır. Bir bakıma, felsefi öz taşımayan sanat eseri bulabilmek neredeyse imkansızdır. Birinci derecedeki bir sanat eseri, içten bir yaklaşımla işlenmiş, belirli bir ideali dile getiren mesajlarla yüklüdür. Yerine göre, çoğumuzun oldukça basit gördüğü bir natürmort bile, duran-doğanın dinamik ve canlı çağrışımlarını dile getirir. O halde, belirli bir konu, içerik, öz veya tema taşımayan güzellik, sanat değildir.

Sanat, duygu ve düşünceleri hoşa giden uyumlar, oranlar ve bağlantılarla anlatabilme yaratıcılığıdır. Güzelliğin sırlarından biri de bu bağlantılardır. Parçalan birbirine birleştiren bağların kaldırılmasıyla, güzellik de ortadan kaldırılmış olur.

Bu tanıma göre, sanatın; insan elinde biçimlendiği (duygu ve düşünce), güzellik öğesi (hoşa giden uyumlar) taşıdığı ve bir anlaşma aracı olduğu, çok özet olarak bir tarif içinde toplanabilir. Müzik, bale, roman, yağlıboya resim, mimari vb. , bunların hepsi de yukarıda verilen tarife uymaktadır.

Genellikle sanatlar aşağıda ki şekilde ayrılmaktadır:

SANATLAR

A)Endüstriyel Sanatlar (duvarcılı, dokumacılık, marangozculuk, demircilik vb. zanaatlar)

B)Güzel Sanatlar

  1. Ritmik Sanatlar
  • tiyatro
  • pandomim
  • seyirlik oyunlar

2. Fonetik Sanatlar

  • şiir
  • müzik

3. Plastik Sanatlar

  • mimari
  • heykel
  • kabartma
  • resim
  • minyatür
  • süsleme

Karma Sanatlar (sinema, opera, fotoğraf, dans)

Yararlanılan Kaynaklar

  • Selçuk Mülayim – Sanata Giriş
  • Yrd. Doc. Dr. Bayram Akdoğan – Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri ve Ahlak

 

[Toplam:4    Ortalama:4.5/5]
PAYLAŞ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz