Büyük İskender’in Anadolu’da Persleri yenerek, Doğu’ya yaptığı seferler sonucu başlayan bu dönem, Roma İmparatoru Augustus zamanına kadar sürer. Helenistik dönem kültür ve politikasının, “Dünya Uygarlık Tarihinde” özgün bir yeri bulunur. Asya ve Afrika’ya kadar yayılan Helenizm akımı ile geniş topraklar üzerinde yaşayan birçok yerli halk kaynaşmış, etkilenmiş ve böylece evrensel nitelikte bir kültür birikimi oluşmuştur. Büyük İskender’in kurduğu imparatorluk ölümünden sonra parçalanarak, yerine bağımsız Helenistik krallıklar ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında, Anadolu’daki “Pergamon (Bergama) Krallığı” önemli bir siyasi varlık idi ve sınırları Trakya’dan Akdeniz’e kadar uzanmaktaydı.

Bergama Heykeltıraşlık Okulu’nın, bu dönemindeki etki yetkinliği tartışılmaz bir gerçektir. Önemli bir merkez olan Pergamon’da Kral II. Eumenes’in  Galatlara karşı kazanılan utkuyu ölümsüzleştirmek için yaptırdığı “Büyük Sunak” dönemin heykeltıraşlık sanatının altın çağını vurgular. Baş Tanrı Zeus ile kızı Athena’ya (akıl tanrıçası) adanan sunağın frizlerinde gigantlar ile tanrıların mücadelesi betimlenmiştir. Figürlerin yüzlerinde görülen sevinç, acı, kaygı gibi duygu yüklü ifadeler barok bir anlam taşır. Aşırı ve keskin vücut hareketlerinin oluşturduğu dağınık saçlar, uçuşan bol giysi kıvrımlarındaki gölge-ışık oyunları, abartılmış vücut kasları dönemin belirgin yontuculuk özelliğini yansıtır.

This period started with Alexander the Great’s defeat of the Persians (in 334 BC) and his campaigns in the East (333-323 BC). It lasted until the time of the Roman Emperor Augustus. The culture and political policies of the period have a special place in the history of the civilized world. By means of Hellenism which was spread to Asia and to Africa, many independent nations living on vast territories met and influenced one another. In this way a cultural unity with universal characteristics was formed. After the death of Alexander the Great in 323 BC the Empire which had been founded by him splintered and new independent Hellenistic kingdom which occupied lands from Thrace to the Mediterranean was an important political force.

In the period the influential power of the Pergamene school of sculpture was an unquestionable factor. “The Great Altar” erected by King Eumenes II in his capital, Pergamum, in order to immortalize the victory won against Gauls, reflects the golden age of Pergamene sculpture. On the friezes of this altar, which was dedicated to Zeus, the foremost of the Gods, and to his daughter Athena, the Goddess of Wisdom, the struggle between Giants and the Gods was represented. The expression of emotions such as joy, grief and anxiety, seen on the faces of the combatants, have a baroque quality. The untidy hair resulting from excessive and sharp body-movement, the chiaroscuro technique used on the folds of the large garments and the exaggerated body muscles are typical characteristics of the sculpture of this period

Burada sergilenmekte olan Aphrodite Başı, Bergama Sunağı’nın kuzey frizine aittir. Diğer bir çıplak erkek kabartmasının da bu anıta ait olup olmadığı, araştırmacılara göre tartışma konusudur.

Bugün, Bergama Zeus Sunağı kabartmaları, rekonstrüksiyunu yapılmış durumda, Berlin Pergamon Müzesi’nde korunmaktadır.

The head of Aphrodite which is displayed in this gallery belongs to the North frieze of the Pergamum altar. It is still not agreed among scholars whether or not the relief of a naked man also belonged to this monument.

Today, the Zeus altar and the reliefs have been reconstructed in the Pergamum Museum, Berlin.

Hellenistik dönemde, Bergama Heykeltıraşlık Okulu’nun izleri Manisa, Kyme, Kos ve Tarsus buluntularında görüldüğü gibi Bergama dışına da yayılmakta idi.

During the Hellenistic period the school of Pergamene sculpture influenced other centres outside Pergamum. The traces of this influence can be observed in finds from Magnesia, Cyme, Cos and Tarsus.

Kaynak: İstanbul Arkeoloji Müzesi

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz