11.BÖLÜM

Longdon, Sienna‘nın söylemesi üzerine ceketinin gizli cebinde bulunan on beş santim uzunluğundaki cilalı düz metal silindiri bularak çıkartır. Anlamaya çalıştıkları nesnenin üzerinde tanıdığı bir simgeyi fark eden Langdon içgüdüsel ve ani bir tepkiyle tüpü masaya bırakıp sandalyesine yaslanır.

Tüpün üzerindeki işaret üç kenarlı basit bir ikondu. Kötü ünü olan bu simge, Langdon’un bir zamanlar okuduğu kadarıyla, 1960’larda Dow Chemical tarafından, daha önce kullanımda olan etkisiz uyarı grafiklerinin yerine geliştirilmişti. Tüm başarılı simgeler gibi bu da basit, orijinal ve kolayca çoğaltılabilir türdendi. Yengeç kıskaçlarından ninja fırlatma bıçaklarına, herşeyle bağdaştırılan bu modern “biyolojik tehlike” sembolü her dilde tehlikeyi ifade eden global bir işaret olmuştur.

biological-hazard-symbol

  • Biyolojik tehlike işareti başta insan olmak üzere canlı organizmaların sağlığına tehdit oluşturan biyolojik maddeleri ifade eder. Buna tıbbi atıklar veya insan sağlığını etkileyebilecek mikroorganizmalar, virüs veya toksin örnekleri de dahildir. Bu işaret 1966 yılında Dow Chemical Company’nin muhafaza ürünleri üzerinde çalışan çevre-sağlık mühendisi olan Charles Baldwin tarafından geliştirilmiştir.
13.BÖLÜM

Langdon ceketinin gizli cebinden çıkan biyotüpü parmak izini okutarak açtığında içinden süslü bir şekilde oyulmuş fildişinden (aslında kemiktendir) yapılmışa benzeyen küçük bir nesne çıkar.

Langdon sonunda nefes vererek, “Silindir mühür,” dedi.

Sümerliler tarafından MÖ 3500 yılında keşfedilen silindir mühürler, baskı resimde oymacılığın habercisiydiler. Dekoratif şekiller oyulan bir mühürde, içine aks başının yerleştirildiği bir oluklu mil bulunurdu. Bu sayede, oyulmuş silindir; tekrar eden semboller, şekiller veya yazılar şeridinin “basılabilmesi” için ıslak kil veya pişmiş çamur üzerinde modern bir boya fırçası gibi yuvarlanabilirdi.

sumer-cylinder-seal

  • Silindir mühür antik çağlarda iki boyutlu yüzey üzerinde yazılı bir karakter yada figüratif sahneler yaratmak için yuvarlanarak kullanılan resimli silindirlerdir. Bu mühürler yüzey olarak özellikle yaş kil üzerinde kullanılmıştır. Mührün kendisi genellikle sert taştan yapılırdı ancak cam veya seramikten yapıldığı da bilinmektedir. Ticaret için büyük önem taşıyan ve imza olarak kullanılan bu mühürleri Sümer, Akad, Asur, Mısır ve Hititler gibi antik medeniyetlerde görmek mümkündür.

Langdon mührü incelerken dehşet verici bir oyması olduğunu fark eder. Fark ettiği şey ise üç başlı ve boynuzlu bir şeytanın, üç farklı adamı üç ağzıyla aynı anda yemesiydi.

Langdon keyifsizce, “Tekrar eden tema,” deyip mührün üzerindeki oymalardan birini gösterdi.”İnsan yiyen üç başlı şeytanı görüyor musun? Bu, ortaçağda yaygın bir semboldür: Veba ile bağdaştırılan bir ikon. Ağızlar, vebanın nüfusu nasıl yok ettiğinin sembolüdür.”

dantes-lucifer

  • Botticelli büyük bir Dante hayranıdır. Dante’nin İlahi Komedya’sının metnine son derece sadık kalarak çoğu sahnenin resmini yapmaya özen göstermiştir. Bu resimde cehennemin merkezindeki şeytanı tasvir etmiştir.

Langdon şeytanın altına kazınmış yedi harfe baktı. Süslü kaligrafi, tüm silindir mühürlerde olduğu gibi tersten yazılmıştı ama Langdon harfleri okumakta zorlanmadı: SALIGIA

Langdon başını salladı. Kelimenin yüksek sesle söylenişi tüylerini ürpertmişti. “Ortaçağda, Hıristiyanlara Yedi Ölümcül Günah’ı anımsatmak için Vatikan’ın türettiği bir anımsatıcıydı. Saligia; superbia(kibir), avaritia(hırs), luxuria(şehvet), invidia(kıskançlık), gula(açgözlülük), ira(öfke) ve acedia(tembellik) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir akronimdir.”

saligia

  • Yedi Ölümcül Günah, Roma Katolik Kilisesi’nin görüşleri çerçevesinde Papa I. Gregorius tarafından düzenlenen insanın hayatı boyunca sakınması gereken yedi günahtır. Dante’nin İlahi Komedya’sında sık olarak değindiği bir konudur.

 

14.BÖLÜM

Langdon Sienna’yla birlikte silindir tüpün aslında bir “işaretçi” olduğunu anlar. Cihaz tetiklendiğinde içindeki bilye bir dizi çark üzerinde ileri geri hareket eder ve minik bir jeneratöre güç verir. Langdon’un elindeki silindir de bu prensiple yapılmıştı. Langdon işaretçiyi sallayarak bir duvara tuttuğunda karşısına çıkan görüntüyü hemen tanır.

Karşısındaki başyapıt –La Mappa dell’Inferno– İtalyan Rönesansı’nın gerçek ustalarından biri olan Sandro Botticelli tarafından yapılmıştı. Yeraltı dünyasının detaylı bir planını gösteren La Mappa dell’Inferno, ölümden sonraki hayatın şimdiye dek yapılmış en korkutucu resmiydi. Karanlık, kasvetli ve dehşet verici resim karşısında insan bugün bile donakalıyordu. Canlı ve renki Primavera ve Venüs’ün Doğuşu’nun aksine, Boticelli La Mappa dell’Inferno’yu kırmızılar, sepyalar ve kahverengilerle boyamıştı.

sandro-botticelli-inferno

  • La Mappa dell’Inferno, “The Abyss of Hell” veya “La Voragine dell’Inferno” adıyla da geçen çizim Botticelli tarafından Dante Alighieri’nin İlahi Komedya’sında ki Cehennem bölümünün tasviri olarak yapılmıştır. Botticelli, bu parşömeni 1480 ile 1490 yılları arasında yapmış ve  gümüş ucu tekniği ile boyamıştır. Huni şeklinde tasarlanan ve dokuz farklı seviyeden oluşan cehennem, günahkarların işledikleri günahın büyüklüğü ölçüsünde seviyelere ayrılıyordu.
15.BÖLÜM

Dünya edebiyatının seçkin eserlerinden biri olarak göklere çıkarılan Cehennem, Dante Alighieri’nin İlahi Komedya’sını oluşturan üç kitabın ilkiydi. 14,233 dizelik epik şiir, Dante’nin vahşi yeraltı dünyasına inişini, araftaki yolculuğunu ve sonunda cennete varışını anlatıyordu. Komedya’nın üç bölümünden biri olan Cehennem; Araf ve Cennet bölümlerinden daha çok okunan ve hatırlananıydı.

Dante’nin eseri bir gecede soyut cehennem kavramını, anlaşılır ve dehşet verici bir hayalle somutlaştırmıştı; açık, somut ve unutulmaz. Şiirin yayınlanmasının ardından, Dante’nin yenilediği yeraltı dünyasından kaçınan günahkarların Katolik Kilisesi’ne kitleler halinde gitmeye başlaması şaşırtıcı değildi.

Botticelli’nin burada betimlediği Dante’nin yeraltında acı çekilen korkunç cehennem hayali, bir huni şeklinde tasarlanmıştı; cehennem ateşi, lağım, canavarlar ve merkezinde bekleyen şeytanla, lanetli bir yeraltı dünyası. Çukur dokuz farklı seviyeden cehennemin dokuz dairesinden oluşuyordu. Günahkarlar işledikleri günahın büyüklüğü ölçüsünde seviyelere ayrılıyorlardı. En üste yakın yerdeki şehvet düşkünleri veya “cinsel suçlular”, heveslerini denetleyememelerini sembolize eden sonsuz bir fırtınanın içine atılmışlardı. Onların altındaki oburlar, iğrenç bir lağım balçığının içinde yüzükoyun yatmaya zorlanmışlardı. Daha aşağılardaki, sapkınlar, yanan kefenlere sarılmış, sonsuz ateşle lanetlenmişlerdi. İşkenceler böylece, aşağıya indikçe daha da kötüleşerek devam ediyordu.

Yayımlandığından beri geçen yedi yüzyıl içinde Dante’nin cehennemi birçok sanatçının eserlerine yansımıştır. Bunlardan Longfellow, Chaucer, Marx, Milton, Balzac ve Borges Dante’nin Cehennem’i üzerine kurulu eserler yazmışlardır.

yazarlar
Sırasıyla Longfellow, Chaucer, Marx, Milton, Balzac ve Borges.
  • Henry Wadsworth Longfellow (1807-1882): Yazarlığa ilk kez Amerikan İngilizcesine tercüme ettiği Dante’nin İlahi Komedya adlı eseriyle başlayan Longfellow Maine’de doğmuştur. Fireside Poets (Şöminebaşı Şairleri) adlı edebiyat akımını benimseyen şairlere katılarak bu akımın beşinci üyesi olmuştur.
  • Geoffrey Chaucer(1340-1400): İngiliz edebiyatında rönesansın habercilerinden olan Chaucer genç yaşında saray hizmetlisi olarak sarayda bulunmuş, silahtarlığa geçtikten sonra savaşta esir düşmüş ve fidyesi ödenerek tekrardan serbest kalmıştır. Yazarın başyapıtı The Canterbury Tales hem İngiliz edebiyatının hem de Orta Çağ edebiyatının en önemli eserlerindendir.
  • Karl Marx (1818-1883): Yahudi asıllı filozof, politik ekonomist ve devrimci. Karl Marx Marksizmin temel yapıtı Kapital:Ekonomik Politiğin Eleştirisi’nin Almanca olan ilk baskının önsözünü, Dante’nin İlahi Komedya’sından başvurduğu “Sen bildiğin yoldan şaşma, bırak ne derlerse desinler”.. dizeleriyle tamamlamıştır.
  • John Milton (1608-1674): İngilizce’ye en çok kelime kazandıran kişi olarak bilinen Milton Kayıp Cennet (Paradise Lost) adlı eseriyle tanınır. Bu eserinde Dante’nin Cehennem’i baskın bir figür olarak karşımıza çıkar.
  • Honoré de Balzac(1799-1850): Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sunan Fransız yazarın tanınması 1829’da yazdığı “Les Chouans” isimli tarihi roman ile olmuştur. Balzac, 1840 yılında eserlerinin hepsine Dante’yi anımsatan bir başlık koymuştur:”İnsanlık Komedisi”.
  • Jorge Luis Borges (1899-1986): Arjantinli öykü, deneme yazarı, şair ve çevirmen olan Borges gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemelerle de ünlüdür. “Nueve Ensayos Dantescos”(Dantevari Denemeler) adlı eseri Borges’in İlahi Komedya üstüne yaptığı bir derin okuma olarak tanımlanabilir.

 Monteverdi, Liszt, Wagner, Çaykovski ve Puccini; Dante’nin eserine dayanan besteler yapmışlardı.

Müzisyenler
Monteverdi, Liszt, Wagner, Çaykovski ve Puccini
  • Claudio Monteverdi (1567-1643): İtalya Cremona’da doğan Monteverdi müzisyen, opera sanatçısı ve şarkıcıdır. Hem Rönesans hem de Barok dönemi eseri sayılabilecek eserler vermiştir.
  • Franz Liszt (1811-1886): Yüzyılın en önemli piyanistlerinden olan Liszt aynı zamanda bir besteci, orkestra şefi ve müzik öğretmenidir. “Dante Symphony” Lizst tarafından bestelenmış bir senfonidir. Senfoni, Dante’nin İlahi Komedya’sında tasvir edildiği şekliyle Cehennem ve Araf yolunda yaptığı yolculuğa dayanmaktadır.

  • Richard Wagner (1813-1883): Alman opera bestecisi, tiyatro direktörü, müzik teorisyeni ve yazarı olan Wagner geliştirdiği birleşik sanat eseri kavramı ile müzik dünyasını etkilemiştir. Franz Liszt “Dante Symphony”i Wagner’a ithaf etmiştir.
  • Pyotr İlyiç Çaykovski (1840-1893): Rus klasik müzik bestecisi olan Çaykovski senfoni, opera, bale, enstrümantal ve oda müziği ile şarkı gibi birçok tarzda eserler vermiştir. Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel, Fındıkkıran bale müzikleri gibi en popüler gösteri müziklerini yazmıştır. Bir yolculuk sırasında Dante’nin İlahi Komedi’sini okuyan Çaykovski özellikle Francesca’nın öyküsü ilgisini çektiğinden bunu senfonik bir yapıtta işlemeye karar verir. “Frencesca da Rimini” ilk defa 1877 tarihinde Moskova’da seslendirilmiştir.

  • Giacomo Puccini (1858-1924): Kendi döneminin en büyük bestecilerinden olan Puccini, La Boheme, Madama Butterfly ve Tosca gibi eserleriyle ünlenmiştir. Gianni Schicchi İtalyan besteci tarafından hazırlanmış 1 perdelik bir opera eseridir. Librettosu İtalyanca olarak “Giovacchino Forzano” tarafından İlahi Komedya eserindeki bir öyküden uyarlanarak yazılmıştır.

Langdon ve Sienna Cehennem haritasını inceler ve orijinaline göre bazı farklar olduğunu farkederler. Bunu yaparken Langdon’ın aklına Dante hakkında verdiği dersler gelir.

Langdon’ın verdiği Dante derslerinde daima, Cehennem’den ilham almış ünlü sanat eserlerinin tümü yer alırdı. Botticelli’nin ünlü La Mappa dell’Inferno’sundan başka, Rodin’in Cehennem Kapıları’ndaki heykeli Üç Gölge, Stradanus’un Styks Nehri’ne batmış cesetler üzerinde kürek çeken Phlegyas resmi,

ressamlar
Sırasyıla Rodin, Stradanus, William Blake, Bouguereau, Bayros, Salvador Dali ve Gustave Dore

William Blake’in ebedi bir fırtınanın içinde dönen şehvet günahkarları, Bouguereau’nun, iki çıplak adamın dövüşünü seyreden Dante ve Vergilius’un erotik bir tasviri, Bayros’un gökten dolu gibi yağan kızgın toprakla ateş damlaları altında işkence çeken ruhları, Salvadıor Dali’nin acayip sulu boyalarıyla gravürleri ve Dore’nin Hades’in tünel şeklindeki girişinden şeytana kadar herşeyi betimleyen siyah beyaz oyma baskı koleksiyonu.

unnamed

  • Auguste Rodin(1840-1917): Fransız heykeltıraştan Musée des Arts Décoratifs için bir kapı sipariş edildiğinde Rodin, Dante’nin Cehennem’inden ilham alarak “Cehennem Kapıları” adlı eserine başlar. Rodin’in bu kapı için hazırladığı 200 figürden biri de “Üç Gölge” dir. Dante’nin eserinde cehennem kapısının üzerinde “sen, buraya giren (girecek olan), bütün umutlarını terket (geride bırak)” yazmaktadır. Rodin’de tasarladığı kapının en üst noktasına lanetlilerin ruhlarını temsilen üç özdeş figürü yani “Üç Gölge”yi koyar. Bu figürler kapının üzerindeki yazıyı işaret etmektedir.
stradanus-dante
Batmış cesetler üzerinde kürek çeken Phlegyas
  • Giovanni Stradano(1523-1605): Çoğunlukla Joannes Stradanus olarak bilinen baskı ve halı duvarları tasarımcısıdır. Floransa’da bağımsız Goblen tasarımları yapmış ve 1557’den itibaren Palazzo Vecchio’nun dekorasyonunda Giorgio Vasari’nin gözetiminde çalışmıştır. Birçok alternatif ismi olan Stradanus’un hakkında pek bilgi olmasada Dante’nin Cehennem’i için yaptığı illüstrasyonlar çok sık karşımıza çıkmaktadır.
blake-lust
Circle of the Lustful – William Blake (1824)
  • William Blake(1757-1827): İngiliz bir şair, ressam ve mistik vizyoner olan Blake’in görsel sanatçılığı bir eleştirmence şöyle açıklanmıştır: “Açık arayla İngiltere’nin en mükemmel sanatçısı.” Blake’in Dante’nin İlahi Komedi’sini gösteren 102 çizimi patronu John Linnell tarafından yaptırılmıştır. Dante Cehennem bölümünün 5. Kantosunda şehvet düşkünlerini bu şekilde açıklamıştır.

        Dinmek bilmeyen cehennem burgacı

        öfkeyle sürüklüyordu ruhları;

       döndürüyor, silkeliyor, savuruyordu onları.

 

       Yıkıntının önüne vardıklarında

       çığlıklar, hıçkırıklar, yakınmalar yükseliyordu,

       Tanrı’nın adaletine sövülüyordu burada.

dante-and-virgil-in-hell-williamadolphe-bouguereau-1825-1905
Dante and Virgil in Hell – William-Adolphe Bouguereau (1825-1905)
  • William-Adolphe Bouguereau(1825-1905): Fransız bir akademik ressam olan Bouguereau bir resim yarışmasında birincilik alınca Paris’e gider ve orada François-Edouard Picaot’nun stüdyosuna ve ardından Paris’in Güzel Sanatlarına kabul edilir. Resimlerinin çoğu klasik tarih yada mitolojiden alınan çıplak figürler ve dinsel konular üzerinedir.
bayros-divine-comedy
Bayros’un gökten dolu gibi yağan kızgın toprakla ateş damlaları altında işkence çeken ruhları.
  • Franz von Bayros(1866-1924): Avusturyalı bir illüstratör ve ressam olan Bayros esas olarak The Divine Comedy(Viyana,1921) ve erotik dünya edebiyatı üzerine klasikler içeren erotik kitapları ve illüstrasyonlarıyla ünlüdür.

dali-divine-comedy

  • Salvador Dali(1904-1989): Katalan sürrealist bir ressam olan Salvador Dali ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiştir. Sanatçı 1951’de Dante Alighieri’nin 700. Doğum günü için bir dizi İllüstrasyon oluşturmak üzere görevlendirilmiştir.
gustave-dores-illustration-to-dantes-inferno-plate-x-canto-iii-charon-herds-the-sinners-onto-his-boat-charon-the-demon-with-eyes-of-glede-beckoning
Gustave Doré’s illustration to Dante’s Inferno. Plate X: Canto III: Charon herds the sinners onto his boat. “Charon the demon, with eyes of glede, / Beckoning to them, collects them all together, / Beats with his oar whoever lags behind.”
  • Paul Gustave Dore(1832-1883): Fransız bir ressam, illüstratör ve baskı resim sanatçısı olan Dore, 16 yaşındayken gazete ve yayınevleri için illüstratör olarak çalışmaya başlamıştır. Cervantes’in Don Kişot’u ve Dante’nin İlahi Komedya’sı gibi pek çok eseri resimlere aktarmıştır. Dante’ye olan hayranlık 19. Yüzyılın ortalarında Fransa’da yaygın olduğu için Dore’nin Cehennem çizimleri çok ilgi görmüştür.

Görünüşe bakılırsa Dante’nin şiirsel cehennem hayali, yalnızca insanlık tarihinin en saygın sanatçılarını etkilemekle kalmamıştı, başka birini de etkilediği anlaşılıyordu: Botticelli’nin ünlü tablosunu dijital ortamda değiştirerek, on harfin yanına bir de veba hekimi ekleyen ve gerçeği ölümün gözlerinden görmekle ilgili bir yazıyla imzalayan sapık bir ruh. Bu sanatçı daha sonra, tuhaf anlamlar yükleyerek elde ettiği görüntüyü oyulmuş bir kemiğin içine yerleştirdiği ileri teknoloji bir projektöre saklamıştı.

 

[Toplam:2    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz