Kartal figürü çok eski çağlardan itibaren Türk kültüründe sembol olmuştur. Totem olarak kullanılan kartal, kuşların da hakanı olarak kabul edilmekteydi. Başta kartal olmak üzere yırtıcı kuşların Şamanist inançlarda da önemli bir yeri vardı. Şamanizm etkisiyle kartal ve çift başlı kartal figürünün mensup olduğu hayvan üslubu daha da gelişmiştir. Şaman, ayinler sırasında girmiş olduğu hayvan biçimlerinin başında kartal ve kartal cinsi yırtıcı kuşlar gelmekteydi.

Kartal, Orta Asya Türklerinde koruyucu ruh kabul edilmişti. Kartallı tuğ, asa, kudret ve asalet sembolü olarak Orta Asya’da çok yaygındı. Kartal aynı zamanda kudret ve kuvvet sembolüdür, göklerin hâkimidir, kuvvet birleşmesi sebebiyle çift başlı kartal ikili kuvveti temsil eder.

Kartal çoğunlukla iyiliği, hükümdarların zaferini, gök ile unsurları temsil ettiği için, hayvan mücadele sahnelerinde zafer kazanırken ve karşısındaki hayvanı yenerken tasvir edilmiştir. Pazırık kurganında bir eyer örtüsünde, kulaklı bir kartalın geyiğe saldırdığı tasvir edilmiştir. Kartalın saldırısı sonucunda geyik ön ayakları üzerine çökmüş, arka kısmı sırt üstü yere düşmüştür. Hayvanın korkulu bakışı kartala yöneliktir.

Kartal, aynı zamanda yer ve gök ile ilişkilendirilerek astronomik anlamda da tasvir edilmiştir. Hun kurganlarında bulunan keçe örtüsünde, kartalın altındaki ay ve yıldızlar göğü temsil ederken ters konmuş yıldızlar gece ve gündüzü temsil etmektedir.

Kartal figürü arma olarak da kullanılmıştır. Kartal, çok eski çağlardan beri Avrupa’da ve Anadolu’da pek çok devletin arması olmuştur. Çeşitli Türk bayraklarının üzerinde kartal figürleri bulunmaktaydı. Kültigin heykelinde başlıkta yer alan yırtıcı kuşun, onun arması olduğu kabul edilmektedir. Gazne Sanatı’nda da çift başlı kartal figürü güç sembolü olarak bir taş levhada işlenmiştir.

Anadolu Selçuklu Sanatında Kartal Figürü

Anadolu Selçuklu sanatının her alanında karşımıza çıkan kartal, kaynağını Orta Asya ve Şaman inancından almaktadır.  Orta Asya sanatında olduğu gibi Selçuklu sanatında da kozmik kartal figürü, kudret, kuvvet, hükümdar arması, iyilik, koruyucu, uğur simgesi, bekçilik, talih gibi hem sembolik hem de kozmolojik anlamlarda kullanılmıştır.

Anadolu Selçuklu sanatında kartal tek olarak kullanıldığı gibi çift başlı olarak da kullanıldığı görülmektedir. Çift başlı kartal iki gücün birleşimi olarak yorumlanarak güç birliğini temsil etmektedir. Anadolu Selçuklularında çift başlı kartal yaygın bir motiftir.

Anadolu Selçuklu sanatında kartal; camii, kale, saray, han gibi mimari yapıların en belirgin yerlerinde nazarlık, tılsımı, koruyucu unsur güç ve kuvvet sembolü olarak yer almıştır. Kalelerde, şehri koruma amaçlı bir nevi koruyucu ruh ve nazarlık-tılsım anlamlı olarak da kullanılmıştır. Saraylarda ise asalet simgesidir. Camii, saray, han ve kalelerin kapısındaki arma ise yine Avrasya etkili, tasavvufi manada kulu, dervişin içindeki ruhu, yaratıcısına götürme anlamlıda olabilir.

Anadolu Selçuklu sanatında tasvir edilen kartal figüründe, gövde cepheden, başlar profildendir. Detaylarda bazı istisnalar dışında başta sivri kulaklar, kıvrık gaga, altında bir sarkıntı yatay bir hatla ikiye bölünmüş kanatlarda üst kısımda pul motifi altta tüyleri belirten dikey bölünmeler görülür. Gövdeler şişmandır iri pençeler yelpaze şeklinde dilimlenmiş kuyruk tipik özelliklerdir. Bu hususiyetleri gösteren çift başlı kartallar 13. asrın ilk yarılarından sonralarına kadar bilhassa Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum bölgesinde görülürler. En erken örnek (1221) Konya Kalesindedir. Konya Kalesi’nde yer alan çift başlı kartal, Konya şehrini müdafaa eden şehre düşman, kötülük ve hastalık girmesini önleyen bir tılsım olarak tasvir edilmiştir. Çift başlı kartalın koruyucu ve hakimiyet sembolü olarak kullanıldığını aynı zamanda Selçuklu Devri tarihçisi İbni Bibi’nin şu sözlerinden anlamaktayız. “Anadolu Selçuklu hükümdarları savaşlarda bir yere hâkim olunca tepesinde kartal bulunan çetrini (bir nevi çadır) kurarlardı. Eserinde “Hükümdar çetrinin kartalı sultanların güneşine talih kanadına ve tüylerini gerdi ve kudret gölgesini yaydı”

Hükümdar Arması Olarak Kartal Figürü

Orta Asya inançlarında totem olarak kullanılan kartal, kuşların da hakanı olarak kabul edilmekte, şans ve bilgelik simgesi olarak görülmekteydi. Kartalın Orta Asya Türklerinde totem hayvanı olarak kabul olunduğunu muhtelif kaynaklar yazmaktadır. Birçok kavimlerin insanların hayvanlarla münasebeti neticesi türediğine inanılmaktadır. Orhon vadisinde Gültekin mezar anıtında bulunan Gültekin heykeli’nin başında yüksek tacın ön kısmında cepheden kabarık bir kartal arması vardır. Oğuzların ve Selçukların arma olarak çift başlı kartal kullandıkları bilinmektedir. Oğuzların altı oğlunun her birinin birer kuş ongunu vardı. Moğolların,  İlhanlılarında yirmi dört boy teşkilatı ve her boyun avcı kuşlardan ongunları vardı. Birçok Türk büyüklerinin de kuş ile ilgili isimler taşıdıklarını biliyoruz.  Togan Han, Tuğrul Han, Çağrı Bey Sungur Bey gibi.

1965 Ekim kazısında Beyşehir Kubadabad büyük sarayda yıldız çiniler üzerinde sır altı tekniği ile işlenmiş çift ve tek başlı kartallar bulunmuştur. Bunlardan gövdesi üzerinde dikey olarak “es sultan” yazılı çift başlı kartallar bu figürlerin hükümdarın arması olarak kullanıldığını açıkça ortaya koymaktadır.

Evren Sembolü Olarak Kartal Figürü

Çift başlı kartal yer ve gök ile ilişkilendirilerek hayat ağacı ile birlikte de tasvir edilmiştir. Bu kompozisyon, altta ejder veya aslan, ortada hayat ağacı, üstte tek veya çift başlı kartaldan ibarettir.  Hayat ağacı hayvan kabartmaları kompozisyon şeması da tamamen Orta Asya tasvirlerinin şemasına uygundur. Bu motiflerde Şamanizm ile ilgili geleneklerin tesiri olmuştur. Örneklerimizin Moğol akınlarından sonraki devreye rastlanması da görüşümüzü doğrular. Moğol akını ile tazelenen Orta Asya gelenekleri aksini, bu eserlerde vermiştir.

Şaman inancına göre hayat ağacı dünyanın merkezidir. Hayat ağacı aynı zamanda Şamana yer altı ve gökyüzü seyahatinde merdiven görevi görmüştür. Ağacın üzerinde yer alan tek veya çift başlı kuş ruhu öte dünyaya taşıyan sembolik bir unsur olarak tasvir edilmiştir. Hayat ağacının altında yer alan arslan ve ejder gibi tılsımlı hayvanlar ise şamanın, ağacının korunmasında görevlidir.

Şamanizm inancı Anadolu Selçuklu kültüründe yaşamaya devam etmiştir bu sebeple aynı ikonografi Anadolu Selçuklu türbe ve medrese mimarisinde de tekrarlanmıştır.

Erzurum Çifte Minareli Medrese’de hayat ağacının ucunda meyveler ve kuşlar görülür, hayat ağacının tepesinde ise çift başlı kartal figürü yer almaktadır. Hayat ağacı dallarının arasında yer alan kuş ve meyveler ebedi hayatı simgelemektedir.  Hayat ağacının gövdesinin ortasında bir hilal iki yanında ise ejder figürleri yer alır. Burada ejderler hilal ile birlikte yer altı ve koruyuculuğun sembolüdür.
Yakutiye Medresesi’nde de aynı kompozisyon işlenmiştir. Medrese portalinin iki dış yan yüzünde hayat ağacının üzerinde sağ başı kırık vaziyette çift başlı kartal, altında aslan çifti bulunur. Kartalın üzerinde ve aslanın altında büyün rozetler yer alır. Bu rozetlerin gezegenleri sembolize ettiğine inanılır.

Yukarıda sembolik izahını yaptığımız hayat ağacının medreselerde yer alması, dünyanın eksenini mikrokosmos olarak yapıyı belirtmek yani ehemmiyetini ortaya koymak için olabilir. Medresede bilgi edinmek yetişmekle kâinatın tılsımına varılır düşüncesiyle bu tip tasvirler öğretici fonksiyona sahip bir binada yer almıştır diyebiliriz.

Hayat ağacı-çift başlı kartal kompozisyonu türbe mimarisinde de karşımıza çıkmaktadır.  Türbelerde, ölünün ruhunun ebedi hayat sembolü olan ağaç aracılığıyla göğe yükselmesiyle tasvir edilmiştir.  Kayseri Döner Kümbet’in cephe yüzeyinde tasvir edilen bu kompozisyon aynı anlamda tasvir edilmiştir.

Kartal ve Ejder Figürü

Anadolu Selçuklularında bilhassa çift başlı kartalların kanat veya kuyruk uçlarında birer ejder başı ile son bulduğu dikkati çeker. Kartallarla birleşen ejderler ağızları daima açık kartalı tehdit eder şekilde verilmiştir. Ejderin kartalı ısırması kimi görüşe göre insanın kendi nefsi olarak yorumlanmıştır. Divriği Ulu Cami taçkapısında tasvir edilen çift başlı kuşun kuyruk uçlarının ejder ile sonuçlandığı görülür. Burada kuş, hükümdarlık arması olarak tasvir edilmiş olup hükümdarın bile düşmanının kendi nefsi olduğu anlamında kullanılmış olabilir.

Niğde Hüdavent Hatun Türbesi’nde, kartalların baş kısımlarında sivri kulaklar, kıvrık gaga, uzun ve birbirine dolanan boyunları ve hemen tepesinde insan başı motifi pullu gövdeleri, uzun bacakları uçları ejderle biten dilimli kanatları kısa ve yelpaze şeklinde kuyrukları vardır. Türbedeki bu kompozisyon Orta Asya şaman inançlarıyla aydınlanmakta mezar sembolleriyle ilgili bir kabartma olarak izah edilmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Alsan, Şenay, Türk Mimari Süsleme Sanatlarında Mitolojik Kaynaklı Hayvan Figürleri (Orta Asya’dan Selçuklu’ya), Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırma Enstitüsü, Doktara Tezi, İstanbul 2005.
  • Öney, Gönül,  Anadolu Selçuklularında Heykel-Figürlü Kabartma ve XIV-XV. Asırlarda Devamı, Cilt III, Ankara 1966.
  • Öney, Gönül, Anadolu Selçuklu Mimari Süslemesi ve El Sanatları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1988.
  • Diler, Atilla,  Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemi Mimarisinde Görülen Kozmik Anlamlı Figür ve Motifler, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Erzurum 2016.

[Toplam:2    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz