Tarihçe

Tarihi MÖ 7000’li yıllara dayanan Konya, insanlık tarihi açısından bir çok medeniyete sahne olmuş bir şehirdir. Şehir, Hititler döneminde “Kuwanna”, Klasik eskiçağ kaynaklarında “İkonion” Roma döneminde “Claudiconium” Geç Bizans döneminde “İkonium” Arap kaynaklarında “Kuniya” Selçuklu ve Osmanlı döneminde ise Konya olarak adlandırılmıştır.

Hitit, Frig ve Kimmerlerin egemenliğinde kalan ve devamında Lidya ve Perslerin yönetimine giren şehir daha sonra Kapadokya Satraplığının sınırları içerisinde kalmıştır. Büyük İskender’in Pers Devletini ortadan kaldırması ile birlikte MÖ 334’te Makedonya Krallığına bağlanmıştır.  MÖ I. yüzyılda Pontus yönetiminde kalan şehir, daha sonra Roma’nın egemenliğine geçmiştir.  1071 Malazgirt zaferiyle Selçuklu ve daha sonra Osmanlı’nın egemenliğine giren Konya şehri bir Türk İslam şehri olmuştur.

Konya Kalesi

Konya surları ile ilgili Selçuklu dönemi öncesine ait yazılı ve maddi verilerin yetersiz olması surların tarihlendirilmesini güçleştirmiştir. 1941 yılında yapılan kazılarda Frig dönemine ait bazı kalıntılara ulaşılmış ve burada bulunan Frig kalıntılarından hareketle şehrin Frigler döneminde inşa edildiği, Selçuklular devrine kadar çeşitli değişiklikler geçirdiğini söylemek mümkündür. Frig dönemine ait olduğu tespit edilen ilk sur dışında kalıntılarına rastlanan ve ilk sura paralel bir hat takip ettiği anlaşılan ikinci surun, ne zaman ve hangi amaçla yapıldığına dair herhangi bir veri mevcut değildir.

Çifte surla çevrilen kale Selçuklu döneminde farklı zamanlarda onarım ve eklemeler geçirerek günümüze gelebilmiştir. Selçuklu döneminde iç kale hendekle çevrilmiştir. Konya iç kalesinde de diğer Selçuklu kentlerine benzer olarak siyasal–yönetimsel, askeri–stratejik ve dini kolonizasyon içerikli yapı ya da yapı grupları bulunduğu bilinmektedir. Nitekim arkeolojik araştırma ve mimari buluntular, iç kalede Saltanat Sarayı ve eklentileri, Devlethane, Darphane ve Zered hane(silahhane) gibi siyasal–yönetimsel ve askeri–stratejik kurumları ile Alâaddin Camisi, Medrese-i Sultaniye, Bizans kilisesinden dönüştürülen Eflatun Mescidi gibi dini kolonizasyon içerikli yapıların var olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tespitler Selçuklu çağında Konya iç kalesinin, kentsel yerleşim alanı içinde askerî–stratejik ve siyasal–yönetimsel hizmetler açısından odak işlevi üstlendiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Konya dış kalesinin 12 adet kapısı vardır bunlar; Ertaş kapı, Halhabeguş kapısı, Aksaray kapısı, Telli Kapı, At Pazarı Kapısı, Deri Kapısı,Demir Kapı,Larende Kapısı, Meram Kapısı, Çeşme Kapısı ve Sille Kapısıdır.

Kentin Kuruluşu

Şehrin ilk kurulduğu yer olarak kabul edilen Aleaddin Tepesi’nin neolitik dönem sonları ile kalkolitik dönem başlarında meydana geldiği, tarihinin MÖ 2400 ile 2000 yılları arasında uzandığı ileri sürülmektedir. 12 ve 13. yüzyıllarda Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti konumunda olan şehir bu dönemde büyük ölçüde imar olmuştur.
Anadolu Selçuklu döneminde şehirleşme iç kalede yoğunlaşmıştır. İç kalede Aleaddin Cami, Saltanat Sarayı, Devlethane, Sultaniye Medresesi, Eflatun Mescidi gibi yapılar bulunmaktadır. Şehir ilk olarak 1242 yılında inşa edilen Sırçalı Medreseyle sur dışına çıkarak güneydoğu yönünde nüfuslanmaya başlamıştır.

Şehir daha sonra 1251 yılında inşa edilen Karatay Medresesiyle  kuzey yönünde gelişim göstermiştir.

Şehir, inşasına 1258 yılında başlanan Sahip Ata Külliyesiyle birlikte güney yönünde nüfuslanmaya başlamıştır. Mahalleler ve çarşılar külliyenin çevresine inşa edilerek bir yaşam alanı oluşturulmuştur. Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Döneminde oldukça önemli bir şehir olan Konya, dört yönde inşa edilen kamu ve dini yapılarla  imar edilerek gelişimini sürdürmüştür. Aynı zamanda şehir, yönetimsel ve siyasi bir merkez konumunda olması sebebiyle A tipi açık kent modeline sahiptir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz