Damga Kelimesinin Anlamı

En eski Türkçe kelimelerden biri olan damga, Gülensoy’un Köken Bilgisi Sözlüğü’nde, “bir şeyin üzerine bir nişan ve işaret koymaya yarayan araç; bu araçla basılan nişan, işaret”  anlamına gelmektedir. Damga sözcüğü, Azerbaycan, Çağatay, Türkmen, Özbek, Kazan ve daha birçok Türk lehçesinde farklı fonetik (ses bilgisi) varyantlarda kullanılmış olup; Rusça’ya tamga, Moğolca’ya ise tamaga şekliyle geçmiştir. Damga, aynı zamanda bir dilin ve ait oldukları toplulukların miras bıraktığı ilk anlatılar biçiminde tanımlanabilir.

Damgaların Oluşumu ve Gelişimi

Damgaların nasıl oluştuğu konusunda kesin bir bilgi yoktur ancak kabul edilen genel görüş, kayalardaki işaretlerin zamanla damgalara dönüştüğüdür. Damganın kullanılmaya başlanmasından önce Türkler, anlatmak istediklerini resim ile ifade etmişlerdir. Bu durum, Türklerde damga geleneğinin kökenini açıklamaktadır.

damga
Damga Aleti

Damgaların yazıya dönüşmesi ise, aşamalı olarak gerçekleşmiştir. İlk önce kaya ve duvar resimleriyle başlayan macera, her harfe anlam veren basit resimlerin kullanılmasıyla devam etmiştir. Bunlar, aynı zamanda sembolik figürlerdir. Daha sonra bu basit yazılar, biçim değiştirerek damgalara, damgalar da zamanla birer alfabeye dönüşerek gelişimini tamamlamıştır.

Türkler, kendilerine ait alfabeyi kullanan sayılı milletlerdendir. Her ne kadar Türk tarihini incelemeye Orhun Yazıtları’ndan başlanılsa da Türk kültür tarihi, daha eskilere dayanmaktadır. Türkler, Yenisey ve Orhun Yazıtları’nda kullanılan alfabeden önce damgayı bilmekte ve kullanmaktaydılar. Orhun alfabesi, damgaların soyutlaşmasıyla ortaya çıkmıştır.

Orhun ve Yenisey Yazıtları’nda görülen bazı harfler, Türklerin kullandıkları maddi unsurlara şekil yönünden oldukça benzemektedirler.

orhun-kitabelerindeki-harflerden-bazilari

Damgaların Görüldüğü Yerler

Türk tarihine ışık tutan damgalar, çok eski zamanlardan beri insanlığın çeşitli yerlerde, çeşitli sebeplerle kullandığı simgeler olmuştur. Bunlardan biri de hayvanlar üzerine yapılan ve aitlik anlamı katan damgalardır. Topluluklar, hayvanlarını diğer toplulukların hayvanlarından ayırmak için kendi hayvanlarının üzerine, ailelerini de ifade eden damgalar yapmışlardır.

Eski Türk yazıtlarından Açura Yazıtı’nın sol tarafındaki metinde şöyle geçmektedir. “Yeti yegirmi yaşımta etim erti, ölti, kabkı eti bunsız erti kara saçın teg, yerdeki tamgalıg yılkı bunsuz erti yagı tegmiş sü teni yeti miŋ oglan erti”  (On yedi erdemi yaşında idim, öldü, göz kapağının eti kara saçı gibi kedersiz idi, yerdeki damgalı at sürüsü sayısız idi, hücum eden ordusunun kudreti yedi bin oğlan idi.) Metinden hareketle, Türklerde hayvan damgalama geleneğinin, Eski Türklerden beri var olduğunu söyleyebiliriz.

ata-damga

Kavramların işaretlenmesi, kalıcılığının sağlanması ve gelecek nesillere aktarılması itibariyle sosyal ve kültürel açıdan büyük önem taşıyan damgalar, günlük hayattaki pek çok kullanımının yanında, kişiler öldükten sonra mezarlarında da kullanılmıştır.

mezar-tasindaki-damgalar

Bunun dışında Türkler, halı ve kilimlerinde de damgayı kullanmışlardır.

kilimlerdeki-damga-ornekleri
Şırnak, Türkmenistan, Kazakistan, Hakkari ve Truva’da ortak damgalar

Sibirya Türklerinin etnografya eserlerinde kullandığı bazı damgalar:

sibirya-turklerinin-etnografya-eserlerinde-kullandigi-bazi-damgalar

Damgalar konusunda bir diğer husus da çok çeşitli olmalarıdır. Bu çeşitlilik, yazıları yazan boyların ve soyların farklılık göstermesinden kaynaklanıyor olabilir. Kağanlık damgası gibi çok özel bir takım damgalar hariç, boy ve aile damgaları, zamanla boyları oluşturan ailelerin sayısına bağlı olarak küçük değişikliklere uğramıştır. Söz konusu değişiklikler gerçekleştirilirken, hem boyların damgalarının ana çizgileri korunmuş hem de eklenen küçük bir çizgi/fark ile yeni bir aile damgası oluşturulmuştur. Dolayısıyla yeni bir aile kodlanırken, hem ailenin mensubu olduğu boy ile olan ilişkisi korunmuş hem de ailenin boya olan bağlılığı teyit edilmiştir.

oguz-boylari

Gevher Nesibe Medresesi ve Şifahanesi’nde ayrıca Sahabiye Medresesi’nde, çeşitli taşçı işareti mahiyetinde yapılmış damgalar bulunmaktadır. Medresenin giriş eyvanında, doğu-batı eyvanlarında ve şifahane bölümünün ana eyvanında çeşitli işaretler bulunur.

duvar-damga

Damgalar, insan vücuduna dövme olarak da işlenmiştir. Bazen kişilerin ait oldukları boyu temsil eden damgalar yapılırken, bazen de Köktürk alfabesinde kullanılan işaretleri kullanmışlardır.

dovme-damga-ornekleri

Damgaların taşıdığı anlamlar, bulundukları yerlerle ilişki kurularak açıklanabilmektedir. Örneğin, eski Türk inanç sisteminde, tanrıya yakın yerler olarak kabul edilen dağların zirvelerinde veya zor ulaşılan bölgelerde bulunan kayalara işlenen tasvir ve damgalar, genellikle dini amaçla yapılırken; ağıl kenarlarına, otlaklara, hayvanlara, eşyalara, heykellere, mezarlara işlenen damgalar ise genellikle diğer aile, boy ve farklı kültürlere “aitlik” adına mesaj vermek üzere yapılmışlardır.

saman-davulu
Şaman(Kam) Davulundaki Damgalar

 

     Yararlanılan Kaynaklar

  • Prof. Dr. Tuncer Gülensoy – Orhun’dan Anadolu’ya Türk Damgaları
  • Nesrin Güllüdağ – Türklerde Damga Geleneği ve Nogay Türklerinin Damgaları Üzerine Bir İnceleme
  • Yrd. Doç. Dr. Mustafa Aksoy – Kaya Resimlerinden Alfabeye Avrasya’da Türk Damgaları
[Toplam:15    Ortalama:3.5/5]
PAYLAŞ

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz