Müzeler topladıkları ve biriktirdikleri koleksiyonlara göre değişik türlere ayrılır. Müze türleri, müzenin tanımı ve amaçlarındaki farklılıklara bağlı olarak çeşitlilik sergilemektedirler. Çok çeşitli olduğu için sınıflandırma yapmak zorunluluğu doğan müzeler için en önemli ölçüt sahip oldukları koleksiyonlara göre yapılan sınıflandırmadır. Bunun yanında müzeler; yöntemlerine, hizmet ettikleri bölgelere, sergileme yöntemlerine, işlevlerine ve müzelerde bilginin kullanımına göre çok geniş yelpazede sınıflandırılabilir.

Koleksiyonların Göre Müze Türleri

Genel Müzeler: Genel müzeler içlerinde birçok koleksiyonları barındırdıkları için diğer müze türlerine göre en ideali olarak kabul edilmektedir.

Arkeoloji Müzeleri: Bilindiği üzere insanlığın kültür geçmişini, kültürlerin değişimini ve birbirleriyle ilişkilerini inceleyen arkeoloji aynı zamanda kazı gibi yöntemlerle ortaya çıkarılan eserleri kültürel, sanatsal ve tarihsel yönden inceleyen bir bilimdir. Buradan yola çıkarak arkeoloji müzelerini arkeolojik kazılardan çıkarılan eserlerden oluşan müzeler olarak tanımlamak doğru olacaktır. Arkeoloji müzeleri Atina Agorası yada Roma Forumu gibi açık havada yer alan müzeler şeklinde olduğu gibi arkeolojik sit alanlarında ele geçen eserlerin sergilendiği binalar şeklinde de olabilir.

Roma Forumu

Bazı arkeoloji müzeleri Batı Avustralya Müzesi’nde olduğu gibi sadece denizcilik ile ilgili arkeolojik eserlerin sergilendiği müzeler olarak da karşımıza çıkabilir.

Avustralya Ulusal Denizcilik Müzesi

Ülkemizde en yaygın müze türlerinden biri arkeoloji müzeleridir. 1891 yılında hizmete açılan İstanbul Arkeoloji Müzesi çeşitli kültürlere ait binlerce eseri barındıran dünyanın en büyük müzelerinden biridir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Yine yoğun olarak arkeoloji koleksiyonu içerdiği için bu kategoride değerlendirilebilen British Müzesi’nde dünyanın her yerinden getirilen (Eski Mısır, Yunan ve Roma, Mezopotamya, Asya) eserler sergilenmektedir.

British Museum

Sanat Müzeleri: Sanat değeri taşıyan eserlerin, birkaç yüzyılın sanat birikimini yada sanat akımını tablolar, çizimler, heykeller şeklinde sergileyen ve gelişmelerini izleyen müzelerdir. Bu müzeler seramik, maden, mobilya, sanatçı kitapları gibi koleksiyonlara sahip olabilir. 1764 yılında kurulan St. Petersburg Hermitage Müzesi ilk özel sanat müzesi olması açısından önemlidir. Bir diğer önemli örnek başlangıçta saray olarak tasarlanan ve daha sonra Medici Ailesi tarafından toplanan resim ve heykellerin sergilendiği bir mekana dönüşen Floransa Uffizi Galerisi’dir.

Dünya çapında bir üne sahip olan Vincent van Gogh, Pablo Picasso, Salvador Dali ve Paul Cezanne gibi ressamların eserlerinin sergilendiği bir modern sanat müzesi olan New York’taki Modern Sanat Müzesi (MoMA) de sanat müzeleri kategorisine giren önemli müzeler arasındadır.

New York Modern Sanat Müzesi

Türkiye’deki ilk modern sanat müzesi ise 2004 yılında 8000 metrekarelik bir alanda kurulan İstanbul Modern Sanat Müzesi’dir. Müze koleksiyonunda 20. yüzyıla ait resimden heykele, entalasyondan videoya uzanan farklı eserler bulunmaktadır.

Etnografya Müzeleri: Etnografya insan topluluklarının(kavimlerin) meydana getirdiği maddi kültürleri inceleyen bilim dalıdır. Giyim, ev aletleri, süs eşyası, avcılık, yapı maddeleri, tarım aletleri ve halk sanatlarına ait aletler etnografyanın konusu içerisinde değerlendirilmektedir. Dolayısıyla etnografya müzeleri folklor, halk sanatı ve gelenekleri ile ileri kültürlere ait etnografik değerdeki koleksiyonları içerirler. Sergileri ve canlandırmaları aracılığıyla halk kültürünü yansıtan, kuşaktan kuşağa bilgi aktarmakta rol oynayan bu müzeler kendi yöreleri dışında, yakın çevre kültürlerinin etnografik malzemelerini de toplayabilir. Avrupa, Amerika, Asya ve Afrika’da etnografya müzeleri yaygın olmakla birlikte Londra British Müzesi örneğinde olduğu gibi ülkemizde de bazı etnografya müzeleri arkeoloji müzeleri bünyesinde yer almaktadır. Türkiye’deki ilk etnografya müzesi Atatürk’ün girişimleri ile 1930 yılında Ankara’da açılmıştır.

Ankara Etnografya Müzesi

Tarih Müzeleri: Tarihi ve tarihin bugün ve gelecek ile ilişki özelliklerini irdeleyen, bir kurumu, bir yöreyi, bir ülkeyi yada toplumu iktisadi, siyasi ve toplumsal açıdan inceleyen tarih müzeleri sanat ve arkeolojik objeler de dahil olmak üzere her türlü nesneyi belgeler ve sergiler.

Doğa Tarihi ve Jeoloji Müzeleri: Doğa ve kültürü odaklı sergilerin yer aldığı Doğa Tarihi ve Jeoloji Müzeleri halkı; doğa tarihi, mineraloji, dinozorlar, zooloji, oşinografi, antropoloji gibi konularda eğitmek amaçlı kurulmuşlardır. Aynı zamanda bu müzelerin ilgi alanı içinde evrim, çevre sorunları ve biyolojik çeşitlilik gibi konular yer almaktadır.

Londra Doğa Tarihi Müzesi

Dünya’da Londra Doğa Tarihi Müzesi ve Washington D.C. Doğa Tarihi Müzesi, Türkiye’de Maden Tetkik Arama Enstitüsü Doğa Tarihi Müzesi örnek olarak verilebilir.

Bilim ve Teknoloji Müzeleri: Bilimin temel prensiplerini ziyaretçilere tanıtmak, sevdirmek, deney yaparak gözlemlerde bulunmalarını sağlamak, eğlendirmek, merak ve heyecan uyandırmak ve eğitime katkı sağlamak amacıyla kurulmuş olan bilim ve teknoloji müzeleri, dünyadaki önemli buluşların ve bilimsel başarıların sergilendiği müzelerdir. Bilim müzelerinin bir ülkenin kalkınmasında önemli rol oynadığı söylenebilir. Çünkü bilimin gelişmesi ve ilerlemesi, halkın genelinin geçmiş bilgilere sahip olmasıyla ilişkilendirilir. Bilim müzelerinde fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar, havacılık, astronomi, okyanus gibi konularda sergiler yapılmaktadır.

1683 yılında Oxford Üniversitesi içinde kurulan ve doğanın geçmişinin sergilendiği Ashmolean Müzesi ilk bilim müzesi olarak kabul edilmektedir.  Dünya’nın en büyük bilim ve teknoloji müzesi ise 1906 yılında ziyarete açılan Münih’teki Alman Müzesi’dir.

Alman Müzesi

Ülkemizde de 1993 yılında ziyarete açılan Ankara Feza Gürsey Bilim Merkezi ve 2006 yılında faaliyete geçen ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi önemli örnekler arasında yer almaktadır.

Endüstri Müzeleri: Sanayi Devrimi’nin etkileriyle birlikte 19. yüzyıl ortalarında müzelerde sanayi ve teknolojide yaşanan gelişmeleri sergilemek, halkı bilinçlendirmek amacıyla müzelerde öğretici sergiler açılmaya başlanmıştır. Aslında Endüstri Müzeleri dünyada pek çok ülkede Bilim Müzeleri ile birlikte değerlendirilmektedir. Tarihi fabrikalar, atölyeler, santraller ve malzemeleri Endüstri Müzeleri içinde değerlendirilmektedir. Örneğin İngiltere’deki Bradford Sanayi Müzesi 1875 yılında iplik üretmek için kurulmuş bir imalathane iken 1974 yılında müze haline getirilmiştir. Türkiye’de ise ulaşım, endüstri ve iletişim tarihi konulu ilk sanayi müzesi İstanbul’daki Rahmi M. Koç Müzesi’dir.

Ekonomüzeler: Endüstriyelleşme karşısında hızla gerileyen geleneksel üretim metodlarının tanıtıldığı, uygulama yoluyla canlı tutulmaya çalışıldığı, koruma, araştırma, sergileme dışında ticari bir eylemin de gerçekleştirildiği müzelere Ekonomüzeler denilmektedir. Bu müzelerde üretimin nasıl yapıldığı sergilenir ve sergilenen ürünler satılır. Ekonomüze modeli ilk kez 1984 ve 1989 yılları arasında Cyril Simard’ın çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Ayrıca önemli bir gelişmede 1992 yılında Uluslararası Ekonomüzeler Ağı Topluluğu’nun kurulması olmuştur. Örneğin bal teması üzerine Kanada’da kurulmuş olan Bal Müzesi’nde insanlığın varoluşundan 70 milyon yıl öncesine dayanan, içerisinde arı fosillerini bulunduran kehribarlar ve dünyada üretilen farklı bal çeşitleri tanıtılmaktadır.

 

Yararlanılan Kaynak

  • AOF Yayınları – Müzecilik ve Sergileme

 

[Toplam:124    Ortalama:2.4/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz