Antik tiyatro terimi eski Yunan ve Latin tiyatroları için kullanılmaktadır. M.Ö. V. yüzyılda olgunluk çağına ulaşan antik Yunan tiyatrosu, antik Yunan tragedyası (Aiskhylos, Sophokles, Euripedes) ve antik Yunan komedyasının yanı sıra, Aristoteles ile gösterilir. Antik Roma tiyatrosu ise başlıca antik Roma komedyası (Plautus, Terentius) ile tanınır. Batı tiyatrosunun temelini oluşturan antik tiyatro aynı zamanda batı drama sanatı ile drama kuramının da temelini oluşturur.

İlk tiyatrolar orkestra adını alan yuvarlak bir mekan etrafında ahşap sıraların yerleştirilmesiyle oluşmaya başlamıştır. Daha sonraları tragedyaların ortaya çıkmasıyla arkası kapalı bir sahne gerekmiştir. Tiyatrolarda ilk oyunlar, şarap tanrısı Dionysos’un şerefine yapılan şenliklerle ilgilidir. Bu şenliklerde teke postu giymiş insanların bir arada şarkı söyleyip dans ettiği bilinmektedir. Tragedyanın asıl doğuşu, M.Ö. 543 yılında Thespis adlı yönetmenin sahneye korodan ayrı olarak tek başına konuşan bir oyuncu ilave etmesiyle ortaya çıkmıştır.

Antik Yunan Tiyatrosu

Yunan tiyatrosunun başlangıcı Dionysos ayinlerine uzanmaktadır. M.Ö. 7. yüzyılda Dionysos şerefine yapılan gösteriler zamanla hem edebi hem de dini bir tür olarak gelişmiştir. Bir korobaşı tarafından yönetilen satir kılığına girmiş koro elamanları, raks eder ve ilahiler söylerlerdi. İlk tiyatrolar son derece basit olmakla birlikte bu tiyatrolar düzeltilmiş toprak bir alan, tahtadan yapılmış seyirci basamakları ve gene tahtadan bir sahneden ibarettirler. Taştan yapılan tiyatrolar ilk defa M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamıştır.

 

Antik Yunan tiyatroları, yamaçlara yaslandırılarak inşa edilmiştir. Bu dönemdeki tiyatrolar, tam daire bir Orkestra, yarım daireyi aşan formda cavea (seyircilerin oturduğu bölüm) ve üstü açık Paradoslar (orkestraya girişi sağlayan dar geçitler) ile caveadan ayrılmış sahne yapısıyla karşımıza çıkmaktadır. Yapıya girişi, Sahne-Cavea arasındaki üstü açık geçitler olarak adlandırılan Paradoslar sağlamaktadır. Bu şekliyle Yunan tiyatrosunun Sahne-Cavea’sı arasında kopuk bir ilişki bulunmaktaydı. Bunun sonucu seyirci sahneye uzak kalmıştır. Bu kopuk ilişki, sahne cavea arasına kapı yapıları inşa edilerek ve sahneye Proskenium (ön sahne) eklenerek giderilmeye çalışılmış fakat bunda tam anlamıyla başarıya ulaşılamamıştır.

Yunan Tiyatrosunun Bölümleri

Orkestra

Orkestra kelimesi, Yunanca’da “dans edilen yer” anlamına gelir. Yunan tiyatrosunun odağı olan orkestra, üzerinde dans edilen veya izleyiciye sunulan gösterinin sahnelendiği, geleneksel olarak daire planlı bir alandır. Dairesel plan, daha önce de değinildiği gibi Dionysos sunağı çevresindeki dansların dayattığı bir biçimdir. Ancak gösteri sanatları geliştikçe, oyuna koronun dışında oyuncular katılmaya başlamış, daha önceleri seyirciler koroyu çepeçevre sararak oyunu izlerken, oyuna birden fazla oyuncunun katılması, oyunun belli bir yöne doğru oynanması zorunluluğunu beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, orkestra alanının yalnız bir yarısı çevresinde birbirine paralel dairesel dinleyici sıraları yani theatron yer almıştır.

Skene

Oyunun bir yöne doğru oynanması sonucunda oyun alanını tanımlayacak ve koroya fon oluşturacak, üzerine dekorların da asılabileceği bir ögeye ihtiyaç duyulmuştur. Bu öge, ilk başta, oyuncuların içinde giyindikleri çadır veya kulübe olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle sahne binası anlamına gelen skene, çadır anlamına gelen skenas’tan türemiştir. Skene, önceleri çadırdan ibaretken zamanla ahşap bir strüktür haline gelmiş ve en sonunda kalıcı bir taş yapı olarak Yunan tiyatrosundaki yerini almıştır. Sahnede birden fazla mekanı canlandırabilmek ve oyunlara derinlik kazandırmak için skenenin önüne “proskenion” adı verilen, genellikle 3–4 m yüksekliğinde, iki yanında öne doğru çıkan odalar bulunan iki veya üç katlı yapı eklenmiştir. Proskenion, modern tiyatro terminolojisi anlamında bir sahnedir.

Theatron

Yunanca “seyretmek, görmek, işitmek” kökünden gelen Theatron, Yunan tiyatrosunda dinleyici bölümüne verilen addır. Theatronu ışınsal olarak parçalayan merdivenlerin oluşturduğu dilimlere “kerkides” denir. Theatron, ayrıca diazoma olarak adlandırılan ve dinleyici alanını enlemesine dolaşan bir koridorla, cavea adı verilen bölümlere ayrılır.

Proderia

Oturma sıralarının seyirciye en yakın olan kısımdır.

Proskene

Ön sahne anlamına gelir. Yüksekçe set biçimli kısımdır.

Parados

Orkestraya girişi sağlayan dar geçitlerdir. Sahnenin her iki yanında da bulunur.

Diazoma

Seyirciler bölümünün oturma sıraları arasındaki genişçe yatay geçişlerdir.

Kerkides

Merdivenle sınırlandırılmış oturma sıraları bloğudur.

Rigol

Orkestra etrafına yerleştirilmiş ve seyirci kısmından gelen suyu boşaltmaya yarayan su oluğu sistemidir.

Analemma

Seyirci kısmının arkasında yer alan sınırlayıcı duvardır.

Altar

Sembolik bir sunak masasıdır. Dionssos’a adanmıştır.

Antik Roma Tiyatrosu

Antik Roma tiyatrosu, başlıca antik Roma komedyası (Plautus, Terentius) ile tanınır. Antik Roma tiyatrosunun inşa yerinin seçiminde eğimli arazi gerekmiyordu ve tiyatro tonozlu alt yapılar üzerine inşa edilmekteydi. Yunan tiyatrosundan farklı olarak cavea ve orkestra artık yarım daire şeklinde inşa edilmekteydi ki bu durum en kenardaki seyircilerin bile sahneyi iyi bir şekilde görebilmesini sağlamaktaydı. Orkestra, Yunan tiyatrosuna oranla ikinci planda kalmıştır. Roma Dönemi’nde zemini taş döşeli olan orkestra müzisyenlere ayrılmıştı. Bu dönemdeki tiyatrolarda sahne-cavea arasında bir bütünlük bulunmaktaydı. Sahne, Cavea ile mimari anlamda tam bir birleşme gerçekleştirmiştir. Orkestra’ya girişi sağlayan Paradoslar’ın üstü tonozlarla örtülüydü. Sahne daha derin, Skene Frons gösterişli cephe mimarisiyle Roma Dönemi özellikleri göstermekteydi. Roma tipindeki tiyatrolar Yunan tiyatrosuna çok şey borçlu olmakla birlikte, caveaya sıkı bir şekilde bağlanan sahne yapısıyla güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Böylece Romalılar sahne yapısının duvarlarını cavea ile aynı yüksekliğe ulaştırarak çevre ile ilişkiyi kesmiş ve kapalı bir mekan yaratmışlardır.

Roma Tiyatrosunun Bölümleri

Cavea: Seyircilerin oturduğu bölümün tamamına verilen isimdir.

Diazoma : Cavea’yı yatay olarak ortadan bölen ana yürüyüş yoluna verilen isimdir.

Orkestra: Seçkin kişiler için koltukların bulunduğu alana verilen isimdir.

Skene: Sahne binasına verilen isimdir.

Cunei (Gradus): İki merdiven arasında kalan oturma sırası bloğu.

Moneian: Oturma sıralarını birbirinden ayıran yatay, geniş yol.

Pulpitum: Ön sahne. Oyunun oynandığı bölüm.

Parados: Seyirci girişlerinin olduğu bölümdür.

Paraskene: Yan odalara verilen isimdir.

Postskene: Sahne arkasında kulis, aktör locaları ve dekor odalarının bulunduğu bölümdür.

Auditorium: Seyircilerin oturma sıralarının bulunduğu kısım.

Porto regia :Ön sahneden arka sahneye açılan ana kapıdır.

Porto hospıtalıa : Ön sahneden arka sahneye açılan yan/yardımcı kapılar.

Summa cavea : Diazomanın böldüğü cavea’nın yukarı kısmıdır.

Furnicatum : Diazoma da bulunan beşik-tonoz yapıda inşa edilmiş galeridir.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Yusuf Parlak – Antik Tiyatro Sahne Unsurlarının, Günümüz Tiyatro Sahnesine Uyarlanışına Yönelik Bir Sentez Çalışması
  • Nurettin Korkmaz- Antik Çağda Tiyatro

 

[Toplam:1    Ortalama:5/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz