Cumhuriyet dönemi Türk heykelinin ilk kuşak sanatçılarından olan Ali Hadi Bara, 9 Eylül 1906 tarihinde Tahran’da dünyaya gelmiştir. Babası Cafer Efendi, Afganistan’ın Herat bölgesine yerleşmiş bir dereboyu ailesindendir. Annesi Bezmi Hanım ise Bulgar göçmenidir ve elçiliklerde görevli bir memurun kızıdır. Ali Hadi Bara, çocukluğunun ilk dört yılını doğduğu şehir Tahran’da geçirmiştir. 1910 yılında İstanbul’a taşınan aile, İstanbul’da yaşanan toplumsal ve siyasi karışıklık nedeniyle zorluk çekmiştir. Aile, tüm zorluklara rağmen çocuklarının eğitimine özen göstermiştir.

Eğitim Hayatı

Ali Hadi Bara, ilk öğreniminden sonra Saint Joseph Erkek Lisesi’ne başlar. Bu okul onun Batı kültürü hakkında ilk izlenimlerini edindiği yerdir. Derslerinde bir hayli başarılı olan Bara’nın sanata olan ilgisi burada eğitim aldığı dönemde başlamış ve sanat eğitimi almaya karar vermiştir. Ailesinin de desteğiyle 1923 yılında yedinci sınıftayken okuldan ayrılır ve Sanayi-i Nefise Mektebi’ne devam eder. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde önce resim bölümünde derse başlayan sanatçı, daha sonra heykel bölümüne geçmiştir. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle bir süre eğitimine ara veren sanatçı, daha sonra tekrar heykel eğitimine geri dönmüştür. Ali Hadi Bara, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde İhsan Özsoy’un öğrencisi olmuştur.

İhsan Özsoy’dan başka modelaj atölyesinde Mahir Tomruk ve Nijad Sirel görev yapmaktadır. Bu üç sanatçı, eğitim için yurtdışına gönderildiklerinde 19. yüzyıl akademizmine bağlı bir heykel anlayışına ilgi göstermişler, dolayısıyla da Sanayi-i Nefise Mektebi’nde bu anlayışa uygun bir eğitim tarzı benimsemişlerdir.

Sanat Üslubu ve Eserleri

Ali Hadi Bara, gerek figüratif gerekse savaş sonrasının gelişmeleri doğrultusunda, 1950’den itibaren benimsediği non-figüratif dönemlerindeki çalışmalarıyla çağdaş Türk heykel sanatının oluşumunda en önemli isimlerden birisi olmuştur.

Ali Hadi Bara, bir Cumhuriyet kuşağı sanatçısı olması ve karakter yapısı onun sanat üslubunun şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Sanatçı, sürekli yeniyi arayan, ileriye dönük bir yapıya sahiptir. Kişiliğinin bu özellikleri onu çalışmaya yöneltmiştir.

Sanat yaşamı boyunca özellikle örnek aldığı sanatçı, Cezanne olmuştur. Cezanne için üzerinde çalıştığı eser, akıl yoluyla biçimlenen hiçbir rastlantısal ve içgüdüsel biçimlemeye yer vermeyen bir sonuç olmaldır. Ali Hadi Bara’nın sanatını akla temellendirmesinin tek nedeni Cezanne değildir. Aynı zamanda matematik zekasına sahip olması da bu tarz bir yaklaşıma yönelmesine neden olmuştur. Sanatçının tamamıyla akıl yoluyla yapılmış kurgusal heykelleri olduğu gibi, sadece rastlantısal biçimlerden yararlandığı heykelleri de vardır.

Figüratif dönemde güçlü eserler vererek kendini ispatlayan sanatçı, yeniyi arayan kişiliğine uygun olarak, non-figüratif çalışmalara yönelmiş ve bu alanda son derece özgün eserler vermiştir. Ali Hadi Bara’nın özellikle “Dans” adını verdiği eserinde non-figüratif uslubu görebilmek mümkündür.

Dans

Bara, Türk heykel sanatının en güzel anıt heykellerini yapmıştır. Bunlardan bazıları; Gemlik Atatürk Heykeli, Adana Milli Kurtuluş Anıtı, Harbiye Atatürk Anıtı, ve Zühtü Müridoğlu ile birlikte çalıştıkları; Nazilli Atatürk Heykeli, Barbaros Anıtı ve Zonguldak Atlı Atatürk Heykeli sayılabilir.

Ali Hadi Bara’nın Bazı Eserleri
  • Bedia’nın Başı
  • Havva
  • Atatürk Büstü
  • Gemlik Atatürk Heykeli
  • Tevfik Fikret Büstü
  • Mareşal Fevzi Çakmak Büstü
  • Adana Milli Kurtuluş Anıtı
  • Ahmet Rasim Büstü
  • Harbiye Atatürk Anıtı
  • Nazilli Atatürk Heykeli
  • Barbaros Anıtı
  • Zonguldak Atlı Atatürk Heykeli
  • Dans
  • Sarılanlar
  • Boğa
  • Koni
  • Feza Çağı
  • Dans
Yararlanılan Kaynaklar
  • Mehmet ÜSTÜNİPEK-Hadi Bara’nın Sanatsal Kişiliği ve Yapıtları
  • Ayşe Nahide YILMAZ- Ali Hadi Bara ve Atölyesi: Türk Heykelinde Yeni Oluşumlar
  • Derya UZUN AYDIN-Dans ve Bale’nin, Figüratif Soyutlama Çalışan Heykeltıraşlarımızın Yapıtlarında Değerlendirilmesi

[Toplam: 1   Ortalama: 1/5]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz