Joseph Mallord William Turner, Londra’da doğmuştur. Sanatçının gerçek doğum tarihi tam olarak doğrulanmasa da 14 Mayıs 1775’te vaftiz edildiği bilinmektedir. Küçük yaşından itibaren sanata karşı ilgisi olan Turner, on dört yaşında iken bir sanatçı olmaya karar vermiştir. Bu amaç doğrultusunda Kraliyet Sanat Akademisi’ne kayıt olmuştur. Yetenekli olduğu kadar hırslı da olan sanatçı, 8 yıl sonra henüz 22 yaşında iken Kraliyet Akademisi’nin en genç üyesi olmuştur. Turner, 1807 yılında Kraliyet Akademisinde perspektif profesörü olarak görev yapmıştır. Joseph Mallord William Turner, 19 Aralık 1851’de Chelsea’deki Cheyne Walk’ta hayatını kaybederek St.Paul Katedrali’ne gömülmüştür.

Turner, sanat kariyerine bir suluboya ressamı olarak başlamıştır. Adını kitap yayıncılarından aldığı sipariş topografya resimleri ile duyurmuştur. Sanatçı kimliğini ve onu üne kavuşturan manzara resimlerini, yaşamı boyunca üzerinde çalıştığı suluboyalar ile temellendirmiştir. Bir gezgin olarak da tanımlanabilecek Turner, ışığın peşine düşerek Galler ülkesi, Fransa, İtalya gibi kıta Avrupa’sına yaptığı geziler sonucunda sayısız sulu boyalar yapmıştır.

Erken yaşlarda kendi kendini eğitmiş, Royal Kraliyet Akademisi üyesi olan Turner, sanatının ilk dönemlerinde Lorrain, Poussin ve Watteau gibi büyük ustaların gerçekçi, düzenli resimsel teknikleri gibi hayran kaldığı diğer tarzlarda ustalaşmaya çalışmıştır. Ancak kendi özgün yaklaşımını ortaya koyarak sanatında önemli başarılar elde etmiştir.

Eserleri ve Çalışmaları

Romantizmin en önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Joseph
Mallord William Turner, bir dışavurum aracı olarak doğayı, yüce estetiği ile betimlemiştir. Doğayı, gözün algıladığı görünümden çıkartıp, ona manevi bir anlam yükleme telaşında olmuştur. Telaş kavramı onun resim yapma tekniğinin bir parçasıdır. Çünkü resimlerinde hızlı fırça darbeleri hakimdir.

Turner, tüm ömrünü Londra’da geçirse de Avrupa’da birçok ülkeye seyahat etmiştir. Seyahat ettiği her ülkede farklı sanatçıların çalışmalarını da deneyimleyen sanatçı, kendini daha çok geliştirme fırsatı bulmuştur.  Turner’in 1819 yılında yaptığı ilk İtalya gezisi onun sanat yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Sanatçı, İtalya’nın en çok parlak ışığı ve canlı renklerinden etkilenmiştir.

Turner, sanatının ilk dönemlerinde sis, duman, ışık gibi maddesel olmayan renk kaynaklarına ilgi göstermiş ve İtalya gezisinde elde ettiği deneyimlerle ışığın ve rengin resmin esas konusu olduğunu deneyimleyerek eserlerinde bu etkiyi hissettirmiştir. Sanatçı, bu yöndeki ilk çalışmalarına 1820’lerde başlamıştır. Bu tablolar, doğal biçimden tümüyle bağımsız saf renk alanlarının oluşturduğu soyut yağlı boyalardır.

Polyphemos’la Alay Eden Odysseus

Turner’in İtalya’dan esinlenerek yaptığı eserlerinden biri Polyphemos’la Alay Eden Odysseus” adlı tablodur. Burada İtalya gezilerinden sonra renklerde başlayan yoğunlaşma zenginleşme artık en uç noktasına varmıştır. Bu eserinde İtalya öncesi tablolarında görülen griler ve kahverengiler artık yok olmuş onların yerini prizma renkleri almıştır.

Norham Şatosu

Turner’in en önemli eserlerinden biri 1940 yılında yaptığı Norham Şatosu isimli tablosudur. İngiltere gezisinde gördüğü bu şatoyu resmeden sanatçı soyut denilebilecek bir çalışma ortaya koymuştur. Gün doğumunun egemen olduğu tabloda sulardan ve topraktan yükselen sabah sisinin etkisi ile yer ve gök birleşmiş her şey bir ışık ağına dönüşmüştür.

Snow Storm: Hannibal and his Army Crossing the Alps (1812):

Bu resimde Turner, Hannibal’ın askerlerini MÖ 218’li yıllarda Alpleri geçme
mücadelesinde tasvir etmektedir. Resmin koyu alanının içinde yer alan parlak bir altın güneş sayesinde resmin tüm odağını, askerler üzerinde dolanan kavisli bir kar fırtınası kemeri üzerine toplamaktadır. Ön plandaki askerler, fırtınana ile oluşan dairesel hareketin altında yerel kabilelerle savaşmaktadır. Fırtınaya zıtlık oluşturacak hikayenin geçtiği İtalya ovalarının güneş ışığı ise resmin sağ tarafında dağlardan inen
çığa kaderini teslim etmek üzeredir. Bu resimde Roma ordularına karşı savaşan ve tarihe en büyük komutan olarak geçen Hannibal figürü Napolyon’a bir göndermedir.

J.M.W. Turner, Snow Storm: Hannibal and his Army Crossing the Alps, 1812.

The Burning of the Houses of Parliament (1834-5): 1834’te çıkan bir yangın Parlamento Binası’nı ele geçirdi ve Londralılar korkunç olayı saatlerce izledi. Turner, Thames Nehri açısından bir dizi eskiz, suluboya ve yağlı boya ile bu yangını resmetti.

The Burning of the Houses of Lords and Commons

Rain, Steam and Speed – The Great Western Railway (1844): Bu resim Londra’dan uzakta modern bir köprüden geçen buharla çalışan bir treni tasvir ediyor. Uzakta eski bir köprü ve sağ altta küçük bir tavşan var. Bazıları, tavşanın doğanın hızı temsil eden sembollerinden olduğunu ve Turner’ın insanları, teknolojinin ilerlemesinin doğayı yok edecek bir tehlike olduğu konusunda uyardığını söylüyor.

Yararlanılan Kaynaklar

  • https://en.wikipedia.org/wiki/J._M._W._Turner
  • https://www.biography.com/artist/jmw-turner
  • https://www.tarihnotlari.com/william-turner/
  • Neslihan Özgenç Erdoğdu-Turner’in Yüce Estetiği:Edmund Burke Üzerinden Bir Okuma
  • Tamer Tuğrul-18.yy ve 19.yy Avrupa Resminde Biçim ve Renk İlişkisi

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
PAYLAŞ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı giriniz